Erişilebilir Şehir Konsepti ve Avrupa Birliği Uygulamaları

 Yaşam standartlarımız, sosyal faaliyetlerimiz, hobilerimiz ve yaşam kalitemiz büyük ölçüde yaşadığımız ortamın şartlarına, bizim sahip olduğumuz imkanlara bağlı. Şehir planları ve binalar insan bedeninin imkanlarına uygun inşa ediliyor. Çok uzun yıllar bu şehirler sadece fiziksel engeli bulunmayan, tüm fonksiyonları çalışan bireylere göre tasarlanıp, engele sahip bireyler tasarım süreçlerinin dışarısında bırakıldı. 

 Modern şehirler ve mimarideki gelişmeler son yıllarda daha kapsayıcı uygulamaları teşvik ediyor ve herhangi bir fiziksel engeli bulunan kişiler de bağımsız ve tam bir şekilde sosyal hayata katılabilsin diye akıllı, erişilebilir şehirler inşa ediliyor. Eşitlik ve kapsayıcılık kavramlarının yükselişi yaşam alanlarımızı da yeniden şekillendiriyor. 

 Avrupa Birliği’nin 2011’den beri düzenlediği Access City Ödülleri erişilebilirlik alanında uygulamalar geliştiren, şehircilikte kapsayıcı bakış açısıyla düzenlemeler yapan şehirlere her yıl ödül veriyor. Ödül töreninde yeni şehircilik uygulamaları incelenip farklı uygulamalar konuşuluyor. Gelişmiş şehirlerin büyük çoğunluğu bu alanda ciddi yatırımlar yapıp kendilerini erişilebilir şehir olarak konumlandırıyor. Mimari, dijital altyapı, ulaşım ve trafik uygulamalarıyla her yıl şehirler karşılaştırılıp erişilebilirlik konusunda en yenilikçi ve destekleyici belediyeler ödüllendiriliyor. Açık alanlar, tarihi bölgeler, müze ve sergiler her vatandaşın ihtiyaçlarına cevap verebilecek hale getirilip yaşlı ve engelli vatandaşların hayat standartları iyileştirilmeye çalışılıyor. 

 Bu uygulamaların politikanın yanı sıra turizm faaliyetlerine de büyük ölçüde etkisi oluyor. Dünya nüfusunun %15’i en az bir engele sahip ve bu en büyük “azınlık” grubu oluşturuyor. Şehirlerin engelli bireylere uygun inşa edilmesi; eşitlik politikalarını öne çıkarırken diğer azınlıklar için de kapsayıcılığı destekliyor. 

 İnsan hayatını kolaylaştırmaya, erişilebilirliğe ve kapsayıcılığa yapılan dijital yatırımlar, geleceğimizi şekillendirmeye devam ediyor. Mevcut teknolojiler; dezavantajlı grupların hayatını kolaylaştırıp daha sosyal, öz güvenli ve kabiliyet alanı geniş bireyler olmalarına yardım ediyor. Braille tabelalar, sesli işaretler, sarı çizgi ve asansörler gibi fiziksel erişilebilirlik uygulamalarının yanı sıra görme engelliler için sesli navigasyon sistemleri, kamerayla tarama uygulamaları, işitme engelliler için işaret diliyle tercüme gibi dijital uygulamalar da şehir merkezleri, belediye binaları ve kültür sanat alanlarında yaygınlaşıyor. Fiziksel dünyada sunulan dijital deneyim tüm bireylerin alışkanlıklarını değiştirirken engelli kişilerin sosyalleşmesini, aktif iş gücüne dahil edilmesini ve psikososyal durumlarını iyileştirmeyi hedefliyor. 

Geleceğin şehirleri her türlü ihtiyacı karşılayacak, azınlık olarak kabul edilen grupların sosyal hayata eşit ve tam katılımını sağlayacak. Erişilebilir, hızlı ve dijital şehirlerin mümkün kılınması için lokasyon bazlı uygulamalar geliştiriyor ve ürünlerimizin kullanım alanlarını her geçen gün daha da yaygınlaştırıyoruz. Dijitalleşme çağında sorumluluk bilinci ile hareket eden partnerlerimizle her gün bir mekanı daha dijital olarak erişilebilir kılıyor ve yarattığımız toplumsal fayda ile güçleniyoruz. 

Yarının dünyasına hazırlanmak, çalışma ve hizmet alanlarınızı sanal deneyimlere açmak için siz de bize katılın.

Kaynaklar:

https://ec.europa.eu/social/main.jsp?catId=1141

https://link.springer.com/article/10.1007/s40558-018-0110-2